Çook uzun zaman oldu bir şeyler paylaşmayalı.En son yazımdan sonra 20 günlük bir Aydın tatilimiz oldu kızım Öykü Nil'le.Gitmeden önce blogumla yatıp blogumla kalkarken,tarif girmek için sabırsızlanırken, verdiğim arayla beraber biraz soğudum.Geldiğim günden beri arada açıp bakıyorum ama bir türlü elim varmadı bir şeyler paylaşmaya ve işte bugün sadece içimden yazmak geldiği için yazıyorum ve sonunda başarabildiğim için mutluyum.
Aydın' da ilk önce dikkatinizi çeken şey bütün kaldırımlarda yol boyunca portakal ağaçları olması.Çok güzel görünüyorlar.Malum biz alışkın değiliz İstanbul'da böyle bir görüntüye o yüzden çok hoşuma gitti ve neden kimsenin onları yemek için çabalamadığını da öğrendim.Çünkü çok ekşiymiş.Denemediğim için bilmiyorum ama Aydınlılar salata da kullanıyorlarmış.Bir de bütün Aydın için geçerli midir bilemem ama yemek yerken ayrı ayrı tabaklarda yememiz onlara ilginç geldi.Sanki ''herkesin ne kadar yediği belli olsun''diye koymuşuz gibi düşündüklerinden yadırgadılar.En azından benim karşılaştıklarım.Yanlış anlamayın,yok öyle bir düşüncemiz :)
Öykü Nil'in bebek arabasını yanımda götürmeyi unutmam da ayrı bir acı .Çünkü bu yüzden çok fazla gezemedik maalesef.Kucağımda taşımak yorucu oluyor.Öykü Nil'i yürümesi için bırakmak,onun peşinden koşturmak,girmeye çalıştığı dükkanlardan uzaklaştırmak ise ayrı bir yorgunluk :)
Aydın -Pınarbaşı
Kuşadası
Yoruldum artık eve gidelim :)
Ve parkta kızım kendine arkadaş buldu ama elinden tutulunca utandı biraz.
Beraber el ele dolaşmaları çok tatlıydı :)

































